Sivrisinekler

• Culicidae familyası, Diptera takımının Nematocera alttakımı içerisinde yer

almaktadır.

• Sivrisinekler, insan ve hayvanlarda kan emen en önemli böceklerdir.

• Bazı türler gün boyunca bazıları ise sadece geceleri kan emerek beslenirler.

• Beslenme esnasında bazı hastalıkları beslendiği konukçuları arasında
taşımaktadırlar.

• Bu yüzden tarihin ilk çağlarından bu yana büyük ölümlere sebep olmuşlardır.

• Sivrisineklerle bulaşan hastalıklarla mücadele etmek için türlerin doğru teşhis
edilmesi gereklidir.

• Sivrisinek türlerinin çoğunluğu morfolojik özellikleriyle kolayca ayrılabildiği halde,
bazı türlerde morfoloj ik özellikler yetersiz kalmakta, ancak antenler üzerindeki
sensillaların incelenmesi, çaprazlama deneyler, kromozomlarin incelenmesi, enzim
sistemlerinin karşılaştırılması ve hatta DNA analizleri yapılarak teşhis
edilmektedirler.

• Sivrisinekleri diğer dipterlerden ayıran en önemli morfolojik özellikleri kanat
damarları ve kanatların arka kenarlarında bulunan pullar, kıllar, silindirik vücut
yapıları ve uzun bir hortuma sahip olmalarıdır.

• Antenleri uzun ı 4- ı 5 segmentli, halka şeklinde kıllarla bezenmiş, özellikle birçok
türün erkeklerinde bu anten tipi çok karakteristiktir.

• Ergin dişilerde kanat ve vücudu örten pulların renk ve deseni türlerin ayrımında
kullanılmaktadır.

• Erkeklerin teşhisinde son abdomen segmenti önem arz etmektedir.

• Sivrisinek larvaları aguatiktir (suculdur). Diğer aguatik sinek larvalarından
bacaksız olmaları, thorax'ın abdomenden daha geniş olması, tam gelişmiş bir baş
kapsülü ve abdomenin 8. segmentinin dorsal kısmında bir çift uzun tüp şeklinde
sifonunun bulunması ile ayrılırlar.

• Culicidae familyası, Anophelinae ve Culicinae olmak üzere iki altfamilyaya
ayrılmaktadır.

• Culicidae familyasının dünyada 3600 türünün bulunduğu, en büyük altfamilyasının
ise Culicinae olduğu ve 29 cinse ait 3000 tür ihtiva ettiği, dişilerinin besin
kaynağının kan olduğu, ancak bazı türlerin kan emmeden de üreyebildiği
belirtilmektedir.

• Anophelinae altfamilyasında ise 530 türün bulunduğu kaydedilmektedir.

• Bunlardan 500 tür ise Anopheles cinsi içerisinde yer almaktadır. Dişilerin besin
kaynağı kandır. Yani hematofag' dırlar.

• Ülkemizde ise Culicidae familyasının Anophelinae altfamilyasından,

o Anopheles 10

o Culicinae altfamilyasından,

o Aedes 3

o Ochlerotatus 15

o Culex 13

o Culiseta 6

o Coquillettidia 1

o Orthopodmyia 1

o Uranotaenia 1

olmak üzere toplam 50 sivrisinek türünün bulunduğu belirtilmektedir.

Karasinekler

• Ev sineği olarak bilinen Musca domestica,_Diptera takımının Muscidae familyasına
ait bir türdür.

• İnsanların yaşadıkları hemen tüm alanlarda bu türe rastlamak mümkündür.

• Karasinekler insanların kullandıkları besin maddeleri ve organik atıklarla
beslenmekte, tifo, dizanteri, kolera ve tüberküloz gibi hastalıklara da vektörlük
yapmaktadırlar.

• Karasinekler 4-6 mm boyunda ve genelde gri renklidirler.

• Ağız yapısı yalayıcı-emici tiptedir.

• Karasineklerle ilgili yapılan çalışmalar göstermiştir ki bu sineklerin pis artıklarla,
pis beslenme alışkanlıkları yüzünden vücutlarının gerek içyapısında, gerek dış
yapısında patojen mikroorganizmalardan, virüsler, bakteriler ve protozoaları
barındırdıkları saptanmıştır.

• Karasineklerde besin maddeleri kursakta bir miktar çiğnenir ve kursak içeriği
hortumun ucuna gelerek küçük damlacıklar şeklinde damlar ve bu durum
hastalıkların yayılmasının başlıca sebebidir.

• Daha önce dışkı, atık maddeler ve bozulmakta olan besinlerden alınan hastalık
etmenlerini besinler aracılığıyla veya doğrudan bulaştırılırlar.

• Yumurta, larva, pupa ve ergin dönemlere sahip olan ev sineği uygun şartlarda 6-24
günde bir nesil verebilir.

• Dişi sinek yumurtalarını organik maddece zengin gübrelik ve çöplüklerin üzerine
bırakır ve birkaç saat içerisinde açılan yumurtalardan çıkan larvalar buralarda
beslenirler ve üç dönemden sonra pupa olurlar ve erginler çıkarlar.

• Karasinekler gündüz hareketli, gece ise dinlenme durumundadırlar.

• Gece yapılacak ilaçlama yeterli etkiyi sağlayamaz.

• Bu sebeple bunlara karşı hareketli oldukları gündüz saatlerinde ilaçlama
yapılmalıdır.

• Karasineklerin üreme alanları açık bidonlar ve konteynırlar, logarlar ve diğer bütün
atıkların toplanma yerleridir. Bu bölgelerde beslenir ve yine bu bölgelere
yumurtalarını bırakırlar. Bu yüzden böyle yerler larva mücadelesi için önem
taşımaktadır. Uygun biyolojik larvisitler kullanılarak bu gibi bölgelerde ergin hale
geçmeleri engellenmelidir.

• Karasineklerin yıldaki nesil sayılarının fazla olması sebebiyle bunlarla mücadelede
kullanılacak ilaçlar münavebeli bir şekilde kullanılmalı ve farklı etkili madde
grubundan ilaçlara yer verilerek dayanıklılığın ortaya çıkmasına engelolunmalıdır.
 

Bitler

• İnsanların baş, vücut ve kasık bölgelerine yerleşen üç bit türü vardır.

• Genelde yerleştikleri yerlerde yaptıkları en belirgin belirti kaşıntıdır.

• Ancak en önemlisi baş bitleri belirli hastalıklara vektörlük yaparlar.

• Bu özellikleri nedeniyle bit insanın en eski parazitlerindendir.

• Bitlerin tifüsü 1909'da, dönek ateşini 1910'da bulaştırdığının bulunmasıyla, bu
kanatsız ve küçük canlının orduları nasıl yok ettiği ve tarihin akışını nasıl
değiştirdiği öğrenilmiştir.

• Bitlerde, yumurta (sirke), nimf (yavşak) ve ergin dönemleri bulunmaktadır.

• Mallophaga (Isırıcı bitler), bunlar kuşların ve memelilerin ektoparazitidir.

• Çiğneyici tipte ağız parçaları bulunur.

• İnsanlar için parazitlik ve vektörlük yapmazlar.

• Anoplura (Emici bitler), bunların ağız yapıları sokucu emicidir.

• Memeliler için ektoparazittirler.

• Kan emerek beslenirler.

• Pediculus capitus (Baş biti), Pediculus humanus (Vücut biti) ve Phthirus pubis
(Kasık biti) türleri insanlar için önemli olarak bilinen bit türleridir.

• Bitler gece-gündüz, aydınlık-karanlık ayrımı yapmaksızın 24 saatte 3-5 kez kan

emerler.

• Vektörlük yapan en önemli bit türü P. humanus'tur.

• Bitlerin bulaştırdıkları hastalıklar; tifüs, siper ateşi ve dönek ateşidir.

• Bitlerle mücadelede insektisit içeren ilaçlar haricen uygulanmalı ve bir hafta sonra
tekrarlanmalıdır.
 

Pireler

• Siphonaptera takımı içerisinde yer alan

pirelerin 2000' den fazla türü

bulunmaktadır.

• Ağız yapıları, sokucu-emicidir.

• Üçüncü çift bacakları sıçramaya elverişlidir.

• Pireler kan emeceği zaman hortumunu ileri
doğru uzatır, abdomenini yükseltir ve
hortumunu deriye sokar ve arka bacaklarını
havaya kaldırırlar.

• Pirelerin sadece ergin dönemleri parazittir.

• Konukçularından kan emerler.

• çoğu zaman çiftleşme konukçu üzerinde
olur.

• Larvanın yumurtadan çıkışı çevre

sıcaklığına bağlı olarak iki gün ile iki hafta
arasında değişir.

• Larvaları hareketli olup, çiğneyici ağız yapısına sahiptirler.

• Konukçunun dışkısı, kan pıhtıları ve deri artıkları gibi organik maddelerle
beslenirler.

• Sıcak havalarda yaşam dönemini üç haftada tamamlarken soğukta bu süre iki yıla
kadar uzayabilir.

• Pulex irritans (İnsan piresi) insandan insana veba ve fare tifüsünü bulaştırmaktadır.

• Pirelerin erkeği ve dişisi sıcakkanlı memeli hayvanlardan, yarasalardan ve bazı kuş

türlerinden kan emerler.

• Bunların % 94'ü memelilerin, % 6'sı ise kuşların ektoparazitidir.

• Bir pire düz sıçrayışta 33 cm ve dik olarak 20 cm yol kat eder.

• Pireler tarihte birçok salgın hastalıkların meydana gelmesinde rol oynamışlardır.

• Dünyada hiçbir hastalık vebadan daha fazla tahribat yapmamıştır.
 

Kelebekler

Tam başkalaşım gösteren böceklerde larva dönemi görülmektedir. Yumurtadan
çıkan larva kanatsız ve küçük yapılıdır, şekilce ergin e benzemez, ergin oluncaya
kadar değişik larva dönemlerini geçirrnesi ve bu arada büyümesi gerekir. Belirli
büyümeden sonra deri ve bununla birlikte baş kapsülünün değiştirilmesi zorunludur.

Erginin yapısına benzerneyen larva vücudunda bazı segmentlerin ayırt edilmesi
dahi zordur. Şeklen genelolarak uzun silindirik yapıdadır. Ağız parçaları çiğneyici
tiptedir.

Gerçek larvada yani kelebek larvasında üç çift thorax bacağından başka,
abdornenin 3.-6. segmentlerinden de birer çift yalancı bacak ve ayrıca, son
segmentte de anal bacak çifti bulunur. Toplam sekiz çift bacağa sahiptirler.
Kelebeklerin larva dönemleri zararlıdır.

Bazı kelebek larvalarının kıl diplerinde zehirli bezler bulunmaktadır. Bu zehirli
bezleri sayesinde kendilerini tehlikelerden korurlar. Örneğin, Lymantria dispar L.
(Kırtırtılı) ve Thaumatopoea pityocampa (Schiff.) (Çam keseböceği) larvalarının
kılları zehirleyici özelliğe sahiptir. Bu kıllar insan derisiyle temas ettiği takdirde
kaşıntılı ve ağrılı lezyonlara sebep olabilirler. Bu sebeple bu larvalardan uzak
durulması ve vücuda temas ettirilmemesi gereklidir.
 

Karıncalar

Karıncalar, sosyal yaşam gösterirler. Yuvalarını toprağın altında yaparlar. Böcekler
içerisinde sosyal yaşam açısından en gelişmişlerden biri olan karıncalar, son derece
iyi örgütlenmiş bir düzen içinde, kolani denilen topluluklar halinde yaşarlar.
Topluluk halinde yaşadıkları için, koloninin belirli bir düzen dahilinde hareket
etmesi, karışıklık çıkmaması açısından çok önemlidir. (

Karınca topluluklarında her birey kendi üzerine düşeni eksiksiz olarak yapmaktadır.
Her birey için önemli olan kendi istekleri değil koloninin devamlılığıdır.

Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularım gözetir, kolonilerini korur ve
savaşırlar. Hatta terzilik yapıp, tarımla uğraşan, hayvan yetiştiren koloniler bile
vardır. Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal
örgütlenme ve uzmanlaşma açısından bakıldığında, hiçbir canlı ile
kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.

Karıncalar kendileri açısından en idealolan sosyal sistemi milyonlarca sene
öncesinden günümüze kadar hiçbir aksaklığa meydan vermeden sürdüre
gelmişlerdir.

Karıncaların iğnelerinde bulunan zehirleri formik asit içermektedir. Bu sebeple, bazı
karınca türlerinin sokmaları ağrılıdır ve alerjiye yol açabilirler. Bu sebeple dikkatli
olunmalıdır.

Karıncalarla mücadelede bunların izledikleri yollara kalıcı ve etki süresi uzun olan
kontak etkili insektisitler uygulanmalıdır.
 

Hamam Böceği

• Dictyoptera takımı içerisinde yer alan Blattidae ve Blattellidae familyalarına ait
böcekler hamam böcekleri olarak bilinmektedirler.

• Dünyada, 3500 hamam böceği türü bulunmaktadır.

• Bunlardan sadece 10 tür insanların yaşadıkları ortamlara adapte olmuşlardır.


• Dişiler siyahımsı koyu kahve, erkekler koyu kırmızımsı kahve renkte, her ne kadar
bazı bireylerde renkler belirli şekilde koyu ise de genellikle renkleri açık
kahverengiden koyu siyahımsı kahverengiye kadar değişmekte, erkeklerde ön kanat
abdomen'in sonuna kadar ulaşmamakta, dişilerde ise ön kanat iyice küçülmüş veya
dumura uğramış durumdadır.




 

Eşek Arısı

Vespidae familyasında yumurta koyma organı değişikliğe uğrayarak savunma
iğnesi halini almıştır. Bu iğneye bağlı zehir kesesinden salgılanan zehir
omurgasızlar için öldürücü insan ve diğer omurgalılar için ise acı vericidir. Ancak
allerjisi olan insanlarda ise öldürücü özelliğe sahiptir.

Ancak halkımız bu gruptaki veya benzer böcekleri yeterince tanımadığı için bal
arısı dışındaki zar kanatlı böceklerin hemen tamamına özellikle de sarı veya sarımsı
kahverengi alanlarının tümünü eşek arıları olarak nitelendirmektedirler.

Vespidae türlerinin genelolarak iri yapılı olması, yaz aylarında adeta insanlarla iç
içe yaşamaları, bu yüzden de insanları sık sık sokmaları, bunların hırçın, sinirli ve
korkutucu yaratıklar olarak tanınmalarına neden olmaktadır. Hatta bu
özelliklerinden dolayı Almanların, vespidlerin şeytan tarafından, bal arılarının ise
Allah tarafından yaratıldığına inandıkları belirtilmektedir.